Ana menüde kaç öğe olması gerektiği sorusu genellikle sayı arayan bir refleksle sorulur. Üç mü, beş mi, yedi mi? Oysa doğru sayı sabit bir kuraldan çok, sitenin rolüne ve kullanıcıların ilk adımda hangi yolları görmesi gerektiğine bağlıdır. Aynı sayıda öğe bir sitede sade, başka bir sitede yetersiz veya kalabalık görünebilir.

Asıl problem sayı arttığında başlar. Çünkü yeni içerikler, yeni ekip istekleri ve yeni bölümler geldikçe ana menü çoğu zaman her şeyi taşıyan bir yüzeye dönüşür. Sonra üst navigasyon, ana yolları göstermek yerine kurumsal organizasyon şemasını yansıtan bir liste halini alır. Kullanıcı için karar kolaylaşmaz; tam tersine ilk bakışta seçim yükü artar.

Bu yüzden ana menü tasarımı "kaç tane link sığar" sorusuyla değil, "ilk anda hangi yollar görünür olmalı" sorusuyla kurulmalıdır. Sayı, bu öncelik kararının sonucudur.

Öte yandan menü sayısını aşırı düşürmeye çalışmak da tuzak barındırır. Her şeyi üç başlığa sıkıştırmak yapıyı sade gösterir ama kullanıcının aradığı yolu gizleyebilir. Asıl amaç sayıyı minimize etmek değil, her başlığı gerçekten anlamlı kılmaktır.

Sabit bir doğru sayı yoktur, ama yanlış kalıplar vardır

Ana menü için internette sıkça dolaşan sihirli sayılar vardır. Beş öğe ideal denir, yediyi geçmeyin denir, üçe düşürün denir. Bu tip öneriler kaba yön duygusu verebilir; ama tek başına karar üretemez. Çünkü bir e-ticaret sitesi, bir rehber blogu, bir kurumsal yapı ya da çok dilli bir içerik alanı aynı menü mantığıyla yönetilmez.

Yine de bazı yanlış kalıplar nettir. Bir menüde ardışık olarak birbirine çok benzeyen başlıklar varsa, sayı zaten fazladır ya da öncelik sırası zayıftır. Kullanıcı "Hizmetler", "Çözümler", "Uygulamalar", "Platformlar" gibi birbirine yakın başlıkları tek bakışta ayıramıyorsa, sorun yalnızca isimlerde değil yapının üst katmanında olabilir. Böyle bir durumda genel navigasyon menüsü kurgusunu yeniden değerlendirmek gerekir.

Dolayısıyla soru doğrudan sayıya değil, ayrışma gücüne dönmelidir. Başlıklar açıkça farklı iş yapıyorsa sayı biraz artabilir. Başlıklar birbiriyle yarışıyorsa üç tane bile fazla olabilir.

Bir menünün aşırı yüklendiğini anlamanın pratik yolu kullanıcı gözünden değerlendirmektir. Menüdeki başlıkları kendi içerik alanını bilmeyen birine gösterin ve her başlık altında ne tür sayfa ya da içerik beklediğini sorun. Cevaplar muğlaksa ya da birbirine çok yakınsa başlık seti yeniden gözden geçirilmelidir.

Ana menü yalnızca en kritik yolları taşımalıdır

Ana menü, sitenin tüm içeriğini göstermeye çalışan bir katalog değildir. En önemli başlangıç noktalarını görünür kılan bir üst katmandır. Kullanıcının ilk anda hangi üç-beş-yedi ana yoldan birine girmesi gerektiğini anlatır. Eğer bu katman yardımcı, ikincil ve nadir kullanılan sayfalarla dolmaya başlıyorsa ana işlevini kaybeder.

Bu nedenle ana menüde yer alacak her öğe için net bir gerekçe bulunmalıdır. Kullanıcının büyük kısmı bu yolu ilk aşamada arıyor mu? Bu başlık başka bir üst başlık altına mantıklı biçimde taşınabilir mi? Sayfanın görünürlüğü menü dışında da sağlanabilir mi? Bu sorulara güçlü cevap yoksa o öğe ana menü yerine başka bir yüzeye taşınabilir.

Özellikle içerik yoğun yapılarda bazı yollar kategori giriş sayfalarında, bazıları arama içinde, bazıları da breadcrumb veya ilgili bağlantılar üzerinden daha doğru keşfedilir. Ana menü her geçişi taşımak zorunda değildir; yalnızca ana yolları netleştirmek zorundadır.

Ana menü öğelerini belirlerken kullanıcı akışını izlemek de yardımcı olur. Hangi sayfalar en çok ziyaret ediliyor ve kullanıcılar bu sayfalara nasıl ulaşıyor? Menü üzerinden gelen trafik zaten düşük olan öğeler, ana menüde yer almak yerine iç link ağı veya kategori sayfaları aracılığıyla keşfedilebilir.

Kalabalık menü çoğu zaman yapı sorununu gizlemeye çalışır

Bir menü giderek uzuyorsa sorun her zaman yeni bölüm sayısı değildir. Bazen asıl problem, kategori ve içerik hiyerarşisinin yeterince net kurulmamasıdır. Kullanıcı bir konuyu bulamıyor gibi hissedildiğinde refleks olarak yeni bir menü öğesi eklenir. Sonra başka konu için bir tane daha eklenir. Bir süre sonra menü, yapının eksik kaldığı her yeri yamalayan bir yüzey olur.

Bu durumda menüyü kısaltmak için yalnızca birkaç öğe silmek yetmez. Önce arka plan yapısına bakmak gerekir. Yakın zamanda yayımlanan içerik hiyerarşisi yazısında olduğu gibi, bazı içerikler giriş noktası değil detay rolü taşımalıdır. Eğer detay sayfalar görünür olmak için sürekli ana menüye çıkmak zorunda kalıyorsa, arka yapı kullanıcıyı desteklemiyor olabilir.

Benzer biçimde kategori sayısı iyi dengelenmemişse, menü bu dengesizliği doğrudan yansıtır. Çok fazla kategori üst seviyeye taşındığında ana menü yorgun görünür. Çok az kategori olduğunda da kullanıcı aradığı ana kümeyi göremez. Menü sayısı çoğu zaman tek başına sorun değildir; yapısal dengenin görünür sonucudur.

Menü şişmesini fark etmenin bir diğer yolu da ekip toplantılarının gündemine bakmaktır. "Bu sayfa hangi menü başlığının altına girecek?" sorusu sık sık tartışılıyorsa ya yapı belirsizdir ya da ana başlıklar çakışmaktadır. Bu tartışmaların sıklığı artıyorsa menü değil, temel yapı kararı ele alınmalıdır.

Masaüstü ve mobilde aynı sayı görünmek zorunda değildir

Ana menüde kaç öğe olması gerektiği sorusu cihaz bağlamına göre de düşünülmelidir. Masaüstünde yatay düzlem daha geniştir; kullanıcı aynı anda birkaç ana yolu görebilir. Mobilde ise aynı sayı görsel olarak sığsa bile bilişsel yük değişir. Bu yüzden masaüstündeki öncelik seti korunabilir ama sunum biçimi ve görünürlük katmanı farklılaşabilir.

Bu ayrım, önceki turda ele aldığımız mobil menü yazısında daha ayrıntılı görünür. Mobil menü ana yapının küçültülmüş kopyası olmak zorunda değildir. Bazı öğeler mobilde ikinci katmana geçebilir, bazı kritik yollar ise daha görünür tutulabilir. Buradaki amaç cihazlar arası birebir eşitlik değil, cihaz bağlamına uygun açıklıktır.

Aynı nedenle masaüstünde sekiz öğe tolere edilebilen bir yapı, mobilde aynı şekilde algılanmaz. Dolayısıyla sayı tartışması ekrandan bağımsız yapılmamalıdır. Kullanıcı ilk bakışta yol bulabiliyor mu sorusu her cihaz için ayrı sınanmalıdır.

Mobilde öncelik kararının ek bir boyutu da "gizli ama erişilebilir" ile "hemen görünür" arasındaki ayrımdır. Hamburger menüsünde tüm öğeler gizlenir; açıldığında uzun liste kullanıcıyı bunaltabilir. Bu nedenle mobil için sıralama daha da önemlidir; ilk iki-üç öğe en fazla ihtiyaç duyulan yollar olmalıdır.

Önceliklendirme yoksa her sayı fazla gelir

Ana menü kalabalığının temel nedeni çoğu zaman öğe sayısı değil, öncelik sırasının belirsizliğidir. Bir menüde altı bağlantı olabilir ama bunların hepsi farklı önemdeyse kullanıcı kolay karar verir. Dört bağlantı olabilir ama hangisinin ana giriş noktası olduğu anlaşılmıyorsa menü yine ağır hissedilir. Bu nedenle menü tasarımında sayıdan önce sıralama mantığı kurulmalıdır.

Özellikle ilk üç öğe çoğu yapıda daha kritik rol taşır. Bunlar sitenin ana omurgasını anlatır. Sonraki öğeler ise ikincil geçişler olabilir. Eğer en kritik yol dördüncü veya beşinci sırada kalıyor ve daha az kullanılan yollar üstte duruyorsa sayı tartışması yanlış yerden yapılıyor olabilir. Kullanıcı önce başlıkların varlığını değil, sıralanışını deneyimler.

Bu yüzden menü kararında sorulması gereken iyi soru şudur: Kullanıcı ilk iki saniyede hangi üç yolu fark etmeli? Bu soruya net cevap verildiğinde kalan öğelerin sayısı genellikle zaten kendini belli eder. Yani iyi menü, öğe sayısını sınırladığı için değil, öncelikleri görünür kıldığı için rahat çalışır.

Öncelik sırası belirlenirken görsel ağırlık da hesaba katılmalıdır. Bazı tasarım kararları belirli menü öğelerini kalın yazı, renk ya da konum farkıyla öne çıkarabilir. Fakat bu görsel hiyerarşi, yapı ve sıralama kararlarının yerine geçemez. Asıl ayrım bilgi mimarisinde netleşmeli, tasarım onu desteklemelidir.

Menü sayısı büyüdükçe sadeleştirme cesareti gerekir

Zamanla büyüyen bir projede menüye yeni öğe eklemek kolay, mevcut öğeyi birleştirmek veya kaldırmak zordur. Çünkü her başlığın içeride sahibi vardır. Fakat kullanıcı açısından doğru karar her zaman iç ekiplerin alanlarını menüde temsil etmek değildir. Bazı yolların birleşmesi, bazı başlıkların üst kümeye taşınması veya görünürlüğünün başka yüzeye kaydırılması gerekebilir.

Buradaki en sağlıklı yaklaşım, menüyü periyodik olarak gerçek başlangıç noktaları üzerinden gözden geçirmektir. Kullanıcıların çoğu hangi yollardan ilerliyor, hangi başlıklar yalnızca içeride gerekli görülüyor, hangileri birbiriyle gereksiz rekabet ediyor? Bu sorulara dürüst cevap verilmezse menü her sürümde biraz daha ağırlaşır.

Menü sadeleştirmesinde en işe yarayan yaklaşımlardan biri, her öğe için "bu burada olmasaydı ne olurdu?" sorusunu sormaktır. Eğer cevap "kullanıcı kolayca başka yoldan ulaşırdı" ise, o öğe ana menüden çıkarılabilir. Bu soru cevapsız kalıyorsa öğenin kalması mantıklıdır.

İyi ana menü, tek başına tasarlanan bir satır değildir. Bilgi mimarisi, içerik hiyerarşisi, kategori dengesi ve mobil davranış birlikte netleştiğinde ana menüde kaç öğe olması gerektiği de daha sakin biçimde görünür hale gelir.

Menü kararı gözlemle test edilmeli ve doğrulanmalıdır

Ana menü kaç öğe içermeli sorusunun cevabı hiçbir zaman yalnızca düşünce egzersizinde bitmez. Gerçek kullanıcı davranışı gözlemlenmelidir. Hangi menü öğeleri tıklanıyor, hangileri es geçiliyor, menü açıldıktan sonra kullanıcı kaç saniye içinde karar veriyor? Bu sorular cevaplanmadan alınan menü kararları büyük ölçüde tahmindir. Tahmin bazen tutarken, gözlem her zaman daha güvenilir bilgi verir.

Küçük değişiklikler bile fark yaratabilir. Bir öğenin konumunu değiştirmek, iki başlığı birleştirmek ya da bir adı netleştirmek, tıklanma oranlarını ve menü sonrası sayfa başarısını etkileyebilir. Bu yüzden menü değişiklikleri yapıldığında sonuçlarını da takip etmek gerekir. Navigasyon yapısı periyodik gözlemle şekillenirse, menü her sürümde biraz daha kullanıcıya yaklaşır.

Menü kararı hiçbir zaman tek seferlik değildir. Site büyüdükçe, kullanıcı profili değiştikçe ve içerikler zenginleştikçe öncelikler de değişir. Bu değişimleri fark edip menüyü zamanla güncellemek, yalnızca yeni öğeler eklemekten çok daha değerli bir pratiktir. En iyi menü, kullanıcının bugünkü gerçek ihtiyaçlarına en doğru karşılık veren menüdür.